Perde Açılıyor: Oyun Nasıl Başlıyor?
Titanium Court, sahnede bir sunucunun öne çıkmasıyla başlıyor. Sunucu, oyuncunun rolünü bir hayvanat bahçesi rehberinin aslan kafesini tanıtır gibi rahat bir tavırla ele alıyor. Ardından oyuncu, ızgara bir haritada piksel bir nokta olarak beliriyor; harita sarsılıp yeniden şekillenerek temel mekanikleri tanıtıyor. Buğday toplamak için tahıl karoları, taş için tepe karoları eşleştirmek gerekiyor. Horizon'ın ötesinden gizemli Saray görünüyor ve oyuncu, içinde büyü gelgitinin hüküm sürdüğü bu yapının içine çekiliyor.Saray'da iki temel mod var: savaş zamanı ve barış zamanı. Savaş, oyunun anlattığına göre Saray sakinleri için son derece sıradan bir rutine dönüşmüş; ölümsüz olan periler için ölüm büyük bir mesele değil. Her savaş, eşleştirme-3 aşamasıyla başlayan Yüksek Gelgit ile açılıyor; ardından Alçak Gelgit'te RPG ve yönetim unsurları devreye giriyor. Oyuncu, işçi ve savaş birlikleri sıralıyor, satıcılarla alışveriş yapıyor, hastane ve dükkan gibi binaları değerlendiriyor. Her şeyi ayarladıktan sonra oynat tuşuna basılıyor ve birimlerin sahaya dökülmesi izleniyor.
İşler ve Özellikler: Monarklıktan Gençliğe
Oyunda seçilebilir farklı işler bulunuyor. Varsayılan iş olan Monarklık, yıkılan her düşman kalesi başına para kazandırıyor. Gençlik işi ise bir çakmak aracılığıyla elde ediliyor ve tahtaları yakarak para kazanmayı içeriyor. Haritada dev kavanozlar, kütük üzerinde oturan adamlar ya da peri sakinlerinin araç trafiğine dair hiçbir fikri olmadığı için küçük kargaşalara yol açan trafik levhaları gibi sürpriz unsurlarla karşılaşmak mümkün. Oyunun sunduğu absürt bağlam içinde bu ayrıntılar, bütünün ayrılmaz parçaları hâline geliyor.Yeterince ilerleme kaydedildiğinde patron dövüşleri, AP Thomson'ın bizzat sahneye çıktığı ve atlanamaz bir müzik performansıyla geçilebiliyor. Bu performanslar, grenli ve neredeyse çözülemez tam hareketli video biçiminde sunuluyor. Oyuncu, savaşta başarısız olduğunda ise şarap ve "teselli" ile karşılanıyor.
Saray'ın İçinde: Periler, Kütüphane ve Bir Kedi
Savaş dışındaki zamanlarda oyuncu, modern tesisatın lüksüne kavuşmuş ortaçağ kalesinde yaşayan perilerle vakit geçiriyor. Bu periler bilime ve alkole inanan, kraliçelerini destekleyen ama aynı zamanda kendi kaçamaklarını da ihmal etmeyen çağdaş büyücüler. Saray'ın duvarları arasında lanetler, gizli odalar, tartışmalar, spor karşılaşmaları, bir kütüphane ve bir kedi var. Her gece her şey çöküyor, sabah yeniden başlıyor.Titanium Court dördüncü duvarı kırmıyor; oyuncunun o duvarı kendi elleriyle, tuğla tuğla sökmesini sağlıyor. Oyun, sözcük oyunları ve hicivle dolu; iyi bir doğaçlama tiyatrosunun "evet, ve..." zihniyetini benimsemiş. Bir noktada, saatler süren NPClerle etkileşimin ardından oyun duygusal bir sürprizle karşı karşıya bırakıyor; bu anın etkisi, oyuncuyu ekrandan uzaklaşmaya zorlayacak kadar derin olabiliyor.
AP Thomson'ın Oyun Tasarımındaki Katmanlı Yapısı
Titanium Court, en iyi sitcom'lardan öğrenilmiş hikâye ritmiyle ilerleyen tekil bir metakomedi olarak tanımlanabilir. Oyun, tüketim kültürü ve eğlence endüstrisi hakkında söylemek istediklerini doğrudan değil, oyuncunun kendi deneyimi üzerinden anlatıyor. Geliştirici AP Thomson, oyunun arka planında sessizce bekleyen ve oyuncunun farkında olmadan verdiği kararların etkisini gördüğünde gülen bir figür gibi konumlanıyor.Oyun, Norton Juster'ın The Phantom Tollbooth gibi edebi referanslara göndermeler yapıyor; Windows 98 Solitaire'in zafer animasyonunu özleyen oyunculara ise nostaljik bir deneyim sunuyor. Titanium Court, yayımlanacağı günden itibaren pek çok tartışmayı başlatacak türden bir yapıt; ancak deneyimin özü, her oyuncu için kişisel ve özel kalıyor.

Oyun Dünyası
Oyun Dünyası
Oyun Dünyası
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.