New York Times'tan Bağımsız Yayıncılığa: Coin Atışıyla CEO
Roose, Machine Gods'un kuruluş sürecini anlatırken şirketin CEO'su unvanını bir yazı tura atışıyla kazandığını belirtti. "Kaçınılmaz ilk skandalımızda Kongre önüne kim çıkacak diye birinin CEO olması gerekiyordu" diyen Roose, bu rolü oldukça hafife aldığını ve çoğu gün CEO olduğunu unuttuğunu dile getirdi. Podcast, NPR iş birliğiyle yayın hayatına başladı ve kuruluşundan itibaren video odaklı bir format benimsedi. Roose'a göre YouTube, metin ve ses podcastleriyle kıyaslandığında rekabetin çok daha az yoğun olduğu ve kaliteli gazetecilik için büyük bir alan sunan bir platform.Roose, medya şirketlerinin YouTube'a tam anlamıyla yatırım yapamadığını, bunun arkasında hem yapısal hem ekonomik nedenler olduğunu vurguladı. Ancak kendisi için bu platformun önemi tartışmasız: "YouTube şu an dünyanın en önemli medya platformu ve gazetecilik burada hiçbir zaman merkezi bir yer edinemedi" dedi. Machine Gods'un hem izlenebilir hem dinlenebilir bir içerik sunmayı hedeflediğini, bu nedenle görsel kaliteye önceki çalışmalarına kıyasla çok daha fazla önem verdiklerini de sözlerine ekledi.
The AGI Chronicles: Tarihin Silinmeden Önce Yakalanması
Roose'un kitabı yazmaktaki temel motivasyonu, bu tarihin kaybolup gitmesinden duyduğu endişeydi. Özel şirketlerde çalışan araştırmacıların yazışmalarını yasal olarak arşivleme zorunluluğu bulunmuyor; Signal ve Slack mesajları avukatların talimatıyla belirli süreler sonra otomatik olarak siliniyor. Araştırmacılar ise model geliştirme temposunun yarattığı yoğunluk nedeniyle not tutmaya vakit bulamıyor. Roose, bu boşluğu doldurmak için yaklaşık 150 kişiyle görüştü ve pek çok röportajı kaynakların korunması amacıyla arka planda gerçekleştirdi.Kitabın odak noktasını oluşturan kritik eşik, AGI'nin bir hayal olmaktan çıkıp aktif biçimde inşa edilmesi gereken bir hedef hâline geldiği andır. Roose'a göre bu dönüşümün teknolojik temeli, Google'ın 2017'de yayımladığı transformer mimarisiydi. OpenAI bu mimariyi alıp büyük dil modellerine dönüştürdü; ChatGPT adındaki T harfi de doğrudan bu mimariden geliyor. Roose, Google'ın transformer'ı icat etmesine karşın ürüne dönüştürme konusunda OpenAI'ın gerisinde kaldığını da açıkça ifade etti.
Google'da İç Çatışma: 'AGI De' mi, 'AGI Deme' mi?
Kitapta yer alan en çarpıcı bölümlerden biri, Google içindeki AGI terminolojisi savaşını anlatıyor. Bir araştırmacının şirketin bu kavramı benimsemesi gerektiğini savunan "Say AGI" başlıklı bir manifesto yazması, ardından başka bir çalışanın "Don't Say AGI" başlığıyla karşı manifesto yayımlaması, Google'ın bu konudaki derin bölünmüşlüğünü gözler önüne seriyor. Roose'un aktardığına göre CEO Sundar Pichai hâlâ AGI terimini kullanmaktan kaçınırken, Google DeepMind'ın başındaki Demis Hassabis ve şirket kurucu ortağı Sergey Brin bu terimi açıkça benimsemiş durumda.Roose, Google I/O etkinliğinde Hassabis'in sunumunu "tekilliğin eteklerindeyiz" cümlesiyle noktaladığını, ardından Sundar Pichai ile yapılan röportajda bu sözlerin ne anlama geldiğini sorduklarında Pichai'nin meseleyi geçiştirdiğini anlattı. Bu tablo, Roose'a göre Google'ın şu anki konumunu büyük ölçüde özetliyor.
OpenAI ve Anthropic: Aynı Hedef, Farklı Yollar
Roose, Anthropic ve OpenAI'ı AGI konusunda en kararlı iki şirket olarak tanımlarken aralarındaki farkları da ele aldı. Anthropic'in kurucu ortağı Dario Amodei'nin 2021'de kaleme aldığı "Vision for a NewCo" belgesinde AGI'yi inşa etmenin yaklaşık 10 milyar dolara mal olacağını ve bunun için 50 kişinin yeteceğini öngördüğünü aktardı. Bugün Anthropic'in yaklaşık 5.000 çalışana sahip olduğu ve harcamaların bu tahminlerin çok üzerinde seyrettiği düşünüldüğünde, bu tahminlerin ne denli yanıltıcı kaldığı açık seçik ortaya çıkıyor.OpenAI'da ise Sam Altman'ın işten çıkarılıp kısa süre içinde geri dönmesiyle sonuçlanan süreç, şirketi bir araştırma kuruluşundan ticari bir işletmeye dönüştüren kırılma noktası oldu. Roose'a göre OpenAI bu dönemde Sora gibi yan projeleri kısıp kaynakları kodlama modellerine ve uzun vadeli ajan iş yüklerine yöneltti; bu da şirketi rakiplerine kıyasla hesaplama kapasitesi açısından daha güçlü bir konuma taşıdı.
Varoluşsal Risk Gölgesinde Yarış
Roose, görüştüğü kişilere "Bu kadar tehlikeliyse neden yapıyorsunuz?" sorusunu yönelttiğini ve aldığı yanıtların üç temel çerçevede şekillendiğini aktardı. Birincisi kaçınılmazlık argümanı: Tarif yeterince basit olduğundan birinin bunu mutlaka yapacağı ve daha güvenilir aktörlerin öncülük etmesinin daha iyi olduğu düşüncesi. İkincisi teknolojik iyimserlik: Teknolojinin tarihsel süreçte genel olarak insanlığa fayda sağladığı ve AGI'nin de benzer bir dönüşüm getireceği inancı. Üçüncüsü ise salt merak ve heyecan: Sinir ağlarını kodlamanın getirdiği entelektüel zevk.Roose, bu şirketlerdeki kilit isimlerin büyük bölümünün gerçek anlamda misyoner bir inançla hareket ettiğini vurgularken, görüştüğü bir kişinin kendi şirketinin "son şirket" olabileceğini, yani insanlar tarafından yönetilen büyük şirketlerin teleolojik sonu anlamına gelebileceğini söylediğini de aktardı. Roose bu tablo karşısında ne kesin bir mahkûmiyet ne de tam bir onay ifade etti; amacının bu insanları iyi ya da kötü olarak yargılamak değil, kim olduklarını anlatmak olduğunu belirtti.

Yapay Zekâ
Yapay Zekâ
Yapay Zekâ
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.