Gümrük Tarifeleri Neden İşe Yaramıyor?
Shih, gümrük tarifelerinin piyasaları engellediğini değil, yalnızca yönlendirdiğini savunuyor. Ekonomist, balık işleme örneğini şöyle açıklıyor: Alaska kıyılarında avlanan balıklar işlenmek üzere Çin'in Qingdao şehrine gidiyor, oradan işlenip geri dönüyor. Bunun tek nedeni maliyet avantajı. Benzer biçimde, fındık işleme sektöründe Fildişi Sahili ya da Gana'da yetiştirilen kaju fıstıkları Vietnam etiketiyle satışa çıkıyor. Tarife uygulandığında piyasa bu engeli aşmanın yolunu buluyor.Shih, 2025 yılı başında ABD'nin İrlanda'dan rekor düzeyde ithalat yaptığını hatırlatıyor. Bu rakamın 2026'nın ilk yarısında düşmesinin nedeni, tarife öncesinde yapılan stokların eritilmesidir. Benzer şekilde, Çin'den Meksika'ya açılan yeni doğrudan konteyner hatları dikkat çekiyor. Bu hatların amacı, Çin'den parça ve bileşen taşıyıp Meksika'da montaj yaparak ürünleri USMCA (ABD-Meksika-Kanada Anlaşması) kapsamında ABD pazarına sokmak.
Ekonomist, tarife politikasının tutarsızlığına da dikkat çekiyor. Çelik ve alüminyuma uygulanan tarifeler, inşaat ekipmanı üreticilerini doğrudan etkiliyor; çünkü bu ekipmanların maliyetinin yarısından fazlası orta karbonlu çelikten oluşuyor. Bu durum üreticileri çelik içeriği yüksek ürünleri ithal etmeye yöneltiyor. Tüm bu boşluklar kapatılmaya çalışıldığında ise fiyatlar kaçınılmaz olarak yükseliyor.
iPhone Örneği: Küresel Üretimin Simgesi
Shih, iPhone'u küresel tedarik zincirinin en çarpıcı örneği olarak gösteriyor. Apple, Pennsylvania merkezli Perryman şirketinden titanyu temin ediyor; bu malzeme iPhone 18 Pro ve yeni iPhone Duo için kullanılacak. Ancak telefon Çin'de monte ediliyor. Bunun yanı sıra Apple, Corning'den cam da satın alıyor, yine aynı süreç işliyor.iPhone'un en gelişmiş yongaları ise Tayvan Yarı İletken Üretim Şirketi (TSMC) tarafından üretiliyor. TSMC'nin Arizona'daki fabrikasının kapasitesi, Tayvan'dakiyle kıyaslandığında oldukça sınırlı kalıyor. Yongaların üretiminde kullanılan işleme ekipmanları Hollanda'daki ASML'den ve ABD'deki Lam Research ile Applied Materials'tan geliyor. Montaj aşaması ise hâlâ büyük ölçüde insan emeğine dayanıyor. Shih, Çin'deki telefon fabrikalarında 100.000 ile 200.000 arasında işçinin bu montaj sürecine dahil olduğunu belirtiyor. Hindistan'da benzer bir ölçek yakalamaya çalışılıyor, ancak bu geçiş oldukça zorlu ilerliyor.
Çin'in Üretim Üstünlüğünün Arkasındaki Dinamikler
Shih, Çin'in üretim üstünlüğünü yalnızca devlet sübvansiyonlarına bağlamıyor. Ülkedeki bölgesel yönetimler arasındaki kıyasıya rekabetin, teknoloji standartlarını sürekli yukarı çektiğini vurguluyor. Ekonomiste göre Pekin politikaları belirliyor, ancak eyaletler ve büyük şehirler bu politikaları hayata geçirmek için birbiriyle yarışıyor. Bu dinamik, serbest piyasa rekabetine benzer bir etki yaratıyor.Çin'deki fabrikaların otomasyon yatırımlarına da değinen Shih, iki ya da üç yıllık ekipmanların yenileriyle değiştirildiğini gözlemlediğini aktarıyor. Şanghay'daki bir fabrika sahibinin her rekabet tehdidine karşı yanıtının daha fazla sermaye yatırımı olduğunu belirtiyor. Bu tablonun Batılı şirketler için ciddi bir rekabet baskısı oluşturduğunu da ekliyor.
LCD fabrikaları bu sürecin somut bir örneği. Çin'in bu sektöre yaptığı yoğun yatırım ve kapasite fazlası, fiyatları aşağı çekti ve üretimin neredeyse tamamını ülke sınırları içine taşıdı. Shih, Tesla'nın Şanghay fabrikasının da benzer bir etki yarattığını söylüyor: Yerel tedarikçileri nitelendirmek, Çin elektrikli araç pazarının genel seviyesini yükseltti.
Uzun Vadeli Planlama Eksikliği ve Yatırım Belirsizliği
Shih, Çin'in 863 Planı'nı örnek gösteriyor. 1986 yılının Mart ayında dört akademisyenin Pekin hükümetine sunduğu bu plan; bilgi teknolojileri, biyoteknoloji, iletişim teknolojisi, yazılım ve robotik gibi alanlarda yetkinlik kazanılmasını öngörüyordu. Shih, bu planı 1990'larda incelediğinde iyi bir plan olduğunu düşündüğünü ve Çin'in o tarihten bu yana planın tüm maddelerini hayata geçirdiğini belirtiyor.ABD'deki tablonun ise çok farklı göründüğünü vurgulayan Shih, tarife politikasının tutarsız ve öngörülemeyen bir seyir izlediğini ifade ediyor. Yatırım kararı almadan önce yıllarca sürecek istikrarlı bir talep ortamına ihtiyaç duyan şirketlerin, sürekli değişen politikalar karşısında yatırımlarını ertelediğini aktarıyor. Özellikle yarı iletken fabrikaları gibi 10 ila 20 yıllık geri dönüş süreleri olan yatırımlar için bu belirsizlik ortamı özellikle yıkıcı.
Shih, ABD'nin yüksek maliyetli bir ülke olduğunu ve bu gerçeği değiştirmenin mümkün olmadığını vurguluyor. Yüksek işgücü verimliliği ya da ileri teknoloji gerektiren ürünlerde ABD'nin rekabetçi kalabileceğini savunuyor. Jet motoru sıcak bölümlerinde kullanılan yüksek sıcaklık süper alaşımlarını örnek gösteriyor: Dünyada bu alaşımları döküm yoluyla üretebilen yalnızca üç şirket var; ikisi ABD'de, biri İngiltere'de. Bu tür ürünlerde dünyaya ihracat yapılıyor ve rakip ülkeler bu ürünleri satın almak zorunda kalıyor.
Küreselleşmenin Geleceği: Blok Ticareti Önerisi
Shih, tamamen kapanan sınırlar yerine benzer düşünceli ülkelerden oluşan bir ticaret bloğu modelini savunuyor. Kuzey Amerika, Avrupa, Japonya, Güneydoğu Asya, Avustralya, Yeni Zelanda ile Orta ve Güney Amerika'nın bir kısmını kapsayan böyle bir blokta kritik mineraller, düşük maliyetli işgücü ve teknoloji uzmanlıklarına erişimin mümkün olacağını belirtiyor.Ekonomist, USMCA'yı bu modelin olumlu bir örneği olarak değerlendiriyor. Meksika'nın ucuz işgücü, Kanada'nın hammadde avantajları ve ABD'nin teknoloji yetkinliğinin bir arada değerlendirilmesinin herkese fayda sağlayacağını öne sürüyor. Shih'e göre asıl sorun Çin'in bu denkleme dahil edilememesi; çünkü Çin dünyayı kendisine bağımlı kılmak isterken diğer ülkelerden mal almaya yanaşmıyor. Bu dengesizlik, ticaretin temel mantığını ortadan kaldırıyor.

Yapay Zekâ
Yapay Zekâ
Yapay Zekâ
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.